Hayat Denilen Oyunun Kurallarını Fark Ettiniz Mi?

Bazen bilgi birikiminiz, donanımınız, tecrübeniz ve iş kalitenizin yarısına bile sahip olmayan insanların sizden çok daha iyi konumlara geldiğini görür, iş hayatının adaletsizliklerle dolu olduğunu düşünürsünüz.

Gerçekten öyle mi? Ya biri sizin bu düşüncenize meydan okusa ve iş hayatının aslında insanlara olabildiğince adil davrandığını söyleseydi, ne düşünürdünüz?

Nasıl mı? Şimdi zamanı geri sarıp az önceki örneğimize geri dönelim:

Siz kendinizi daha üst noktalarda konumlandırmak için almanız gereken eğitimler, sertifikalar, okumanız gereken kitaplar ve yaşamanız gereken tecrübeler olduğunu düşünürsünüz. O esnada diğer kişi sizden çok farklı düşünceler içinde: O pozisyonun kendisinin hakkı olduğundan gayet emin.

Ve ortaya çıkıp sizin hayalinizi kurduğunuz o pozisyona talip oluyor ve onu alıyor. Bu da size şaka gibi geliyor. Hayır şaka değil, hayat denilen oyun böyle.

Öyleyse, hayat bir oyunsa, belki de oyunun kurallarını tekrar gözden geçirmemiz gerek:

Kural 1- Oyun, kendinizi haritada konumlandırdığınız yerde başlar.

O kişi kendini orada konumlandırıyor ve buna da inanıyor. Bir başkasıyla bu konuda konuşurken de size kıyasla çok daha ikna edici ve inandırıcı. Çünkü bir şeye tutkuyla inanan bir insan, başkalarını da buna kolaylıkla inandırabilir. Ne de olsa “Bilinen en güçlü silah, ateşlenmiş insan ruhudur.”

Siz ise kendinizi daha farklı bir noktada konumlandırıyorsunuz. Sonuçta herkes kendini konumlandırdığı noktadaki yerini alıyor.

Kural 2 – Harekete geçen, oyunu kazanır.

Diğer kişi sizden farklı bir şey yaptı, o pozisyonu almak için harekete geçip elinden geleni yaptı. Evren, harekete geçeni sever. Harekete geçmek birçok doğa kanununun çalışmasına sebep olur. Etki tepki, denge, esneklik ve çekim kanunu gibi.

Türklerin tarih sahnesinde en çok devlet kuran ulus olmasının sebeplerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü geleneksel Türk yönetim sisteminde bugün bile geçerliliğini koruyan bir anlayış vardır: Kervan yolda dizilir. Hele bir yola çıkalım, eksikliklerimizi yolda tamamlarız. Bu son derece esnek bir hareket planıdır. Ve ‘eksiklikler yolda tamamlandığı müddetçe’ de gayet başarılı sonuçlar almak mümkündür. Çünkü iş, işte öğrenilir.

Kural 3 – Kendinize karşı objektif olun

Belki diğer kişinin kendisiyle ilgili olan algısı yanlış. Ama acaba sizin de kendinizle ilgili algınız ne kadar doğru? O belki kendiyle ilgili var olan 4’ü 8 olarak görüyor. Acaba siz de kendinizle ilgili var olan 7’yi 5 olarak algılıyor olabilir misiniz?

Şu durumda her ikiniz de kendinizi yanlış algılıyorsanız, hanginiz daha mutlu?

Sahip olduğunuz donanımı, bilgi birikimini ne kadar takdir ediyorsunuz?

Kural 4 – Başkalarının haritasındaki yeriniz, size bağlıdır

“Peki ama insanların beni konumlandırdığı yeri değiştiremem ki. Benim kendimi nasıl gördüğüm önemli ama, insanların da beni nasıl ve nerede gördüğü daha önemli değil mi?”

Hiç bilmediğiniz bir yerde yol sormak için bir bakkala girdiniz mi? Bir anlığına gözünüzde canlandırın. Birbirini hiç tanımayan iki insan, siz ve bakkal birbirinize bakıyorsunuz. Adam sizi dükkanında ilk defa görüyor. İlk bir kaç saniyede sizin dost mu, düşman mı, müşteri mi, uzak bir akraba mı yoksa yolunu kaybeden biri mi olduğunuzu anlamaya çalışıyor.

“10 saniye zaman ayırmam gereken biri mi?”

“Uzun süreli dostluk kurabileceğim biri mi?” veya

“Kârlı bir müşteri mi?”

Hatta size “siz” şeklinde mi hitap edecek, saygı duyacak mı, kaba bir söylem içine mi girecek?

Ve o büyülü soru soruyor :”Buyurun, ne istemiştiniz?”

Kendinizi onun gözünde konumlandırmak artık tamamen sizin elinizde. Verdiğiniz cevaba göre de sizi kendi hayatında bir yere koyacak. Yani size olan davranışını siz şekillendireceksiniz.

“Buyurun, ne istemiştiniz?” Hiç duymasanız da beden dilinizle, sözlerinizle, insanlara ve olaylara yaklaşımınızla bu büyülü soruya her gün yüzlerce defa cevap veriyorsunuz. İnsanların size nasıl davranacağına, sizi nereye koyacağına kendi ellerinizle siz karar veriyorsunuz. Kendinizi onların gözünde konumlandırıyorsunuz. Bunu patronunuza sunum yaparken anlattıklarınız ve anlatmadıklarınızla yapıyorsunuz. Arkadaşlarınızla okey oynarken, nişanlınızla sohbet ederken yaptığınız tek şey, kendinizi onların gözünde bir yerlere konumlandırmak.

Ve hatta kendinizle yalnız kaldığınızda da kendinizi, kendi gözünüzde bir yerlere konumlandırıyorsunuz.

Kural 5 – Her oyuncu değerlidir.

Bazen yaptıklarımız ile kendimize biçtiğimiz değer bütünleşmiş, durum karmaşık bir hal almıştır. Sanki kendi gözünüzdeki değerinizi, yaptıklarınız, başardıklarınız ve kazandıklarınızla ölçersiniz.  Bu biraz mizaçla, biraz da her geçen gün daha fazla “başarı” ve “kazanma” odaklı bir topluma dönüşmekle ilgilidir. İçinde yaşadığımız toplumun değer normları, kendi kendimizi değerlendirirken bilişsel çarpıtmalara sebep olabilir.

24 ayar saf bir gerçek var ki o da; değerli ve önemli olmak için harika bir şey yapmanıza, başarmanıza gerek yoktur.

Siz zaten harikasınız!

Siz zaten değerlisiniz!

Siz zaten önemlisiniz!

Siz zaten sevilmeye layıksınız!

Siz teksiniz (İkiz bile olsanız)

Siz zaten yeterlisiniz!

Ve siz normalsiniz!

İnsanın kendi gerçek değerini bilmesi nedir? Bir insanın kendi gerçek değerini bilmesi ayrı bir şey, kendisini dev aynasında görmek ayrı bir şey değil midir?

Dunning-Kruger Sendromuna farklı bir bakış açısı oldu, ama şimdi hayat denilen oyunda, haritadaki yerinizi daha iyi görebiliyor musunuz? Belki de hayat adil değil, ancak en azından sizin kendinize davrandığınızdan daha adil olabilir mi? Belki de oyunu, kurallarına göre oynamak gerekiyor. Belki de bu yüzden bilge insanlar binlerce yıldır, önce kendinden başla der, hiç biri önce dış sorunları çöz demez:

“Dünyayı değiştirmek istiyorsan, ilk önce kendinden başla.” (Mahatma Gandhi)

“Sen değişince, talihin de değişir.” (Atasözü)

“Değişim, ancak içeriden açılan bir kapıdır.” (Terry Neil)

“İnsanın gelişimi içeriden dışarıya doğrudur.” (Sigmund Freud)

“Kendini bil” (Tapınak yazısı)

“2000’li yılların en önemli keşfi, insanın kendisini keşfi olacaktır” (Alexis Carrel)

Yani derler ki, önce haritadaki yerinizi görün.

Tedarikçilerin Konumlandırılması

Temelde satınalma faaliyetleri için aşağı yukarı her sektörde aynı iş adımlarının takip edildiğini söyleyebiliriz. Bu sebepledir ki sektörler arası dikey değişikliklerin en yaygın olduğu bölümlerin başında satınalma gelir. Sektör farklı olsa da amaç hep aynıdır ve stratejiler çoğunlukla birbirine benzerlik gösterir.

Her sektörün satınalma yöneticisinin amacı; karlılık, uzun dönem stratejileri ve  değer odaklı sürdürülebilir faaliyetler etrafında şekillenir. Yalnız , satın alma süreçlerini yürütürken bir diğer önemli nokta, tedarikçilerdir. Sektörel bazda satınalma kavramında bir değişiklik olmazken,  tedarikçi konumlandırmaları farklılık gösterir.

Maalesef ki günümüzde hala tedarikçilerinden çekinen sektörlere, satınalma yöneticilerine, rastlamaktayız.

Bu durum bana çocukluk dönemlerimi hatırlatır. Çocukluğumda yaşadığım mahallede iki farklı bakkal vardı. Herhangi bir şey almak için birini tercih ettiğimde, aradığım ürünlerden biri tercih ettiğim bakkalda yoksa elimdeki poşetlerle diğer bakkala gitmeye çekinirdim. Bakkal amca üzülür veya yine bana , neden diğer bakkala gittiğimi sorar da cevap veremem diye korkardım. Çok kere elimdeki poşetleri bir kenara saklayarak ikinci bakkala girdiğimi bilirim.

Sonra ne oldu?

Mahallemize bir market açıldı ve bakkalların ikisi de zaman içerisinde kapandı. Bakkallar bizim ihtiyaçlarımızı tedarik ettiğimiz ticarethaneler değil ailemizden birileri olmuştu. Biz güçsüz onlar güçlüydü, onlar ne getirirse biz onu tüketebiliyorduk. Bir gün bakkala gidip mayonez istediğimde, entel dantel icatlar çıkardığım gerekçesiyle bakkal sahibinden fırça yemişliğim bile oldu.

Bu durum, tedarikçisini doğru konumlandıramayan sektörlerdeki satınalma yöneticilerinin birebir yaşadıklarını yansıtıyor. Satınalma yöneticisi tedarikçi ağını  bakkal kültüründen market kültürüne evrimleştirmekten sorumludur. Tedarikçinin güçlü, satınalma yöneticisinin zayıf olduğu ve tedarikçinin portföyü kadarlık ürün ağında sıkışıp  kalan  bir satınalma yönetimi düşünülemez.

Tedarikçilerle ahbap ilişkilerini bir kenara bırakıp profesyonelce almak istediğimiz tüm ürünleri hatta mayonezi bile kim bize tedarik edebiliyorsa ondan almaya devam edebilelim. Bu bizim çalıştığımız kurumlara karşı olan önemli sorumluluklarımızdan.

Sektörlere göre değişen bu tedarikçi konumlandırmaları elbette zamanla birbirinden etkilenerek benzer seviyelerde dengelenecektir. Bize düşen bu sektör dengesinin en hızlı şekilde sağlanmasına destek olarak gerekirse market kültürüne evrimleşemeyen bakkalların birer birer kapatılmasına razı olmak.

Kullanıcı Deneyiminin Global Gündemi UXistanbul’da!

UXservices tarafından düzenlenen Türkiye ve bölgenin ilk uluslararası kullanıcı deneyimi konferansı UXistanbul 2020 için geri sayım başladı. İş ve teknoloji dünyasının kullanıcı deneyimi profesyonellerini bir araya getirecek olan etkinliğin bu yıl altıncısı düzenleniyor. Facebook, Google, Volvo ve HSBC gibi dünya devlerinden gelen konuşmacıların sunum ve workshopları ile kapsamlı bir içerik sunacak olan konferansta ayrıca Türkiye’nin ilk kullanıcı deneyimi raporunun 5’inci edisyonunun lansmanı da yapılacak.

Kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik alanında Türkiye ve bölgenin ilk uluslararası konferansı niteliğindeki UXistanbul’un altıncısı, 18 Şubat 2020, Salı günü The Point Hotel Barbaros’ta düzenleniyor. Projelerinde en güncel uluslararası kullanıcı deneyimi tasarımı ve kullanılabilirlik test trendlerini uygulayan UXservices’in desteğiyle düzenlenen konferans bu yıl, Google, Facebook, HSBC gibi dünya devlerinden gelen konuşmacıların sunacağı konuşmalar ve profesyonellerin uzmanlıklarını geliştirecekleri workshoplarla kullanıcı deneyimi konusundaki global trendleri masaya yatıracak.

Türkiye’nin kullanıcı deneyimi raporu açıklanıyor

UXistanbul 2020 Konferansı, kullanıcı deneyimini iş ve teknoloji dünyasının gündemine taşımanın yanı sıra 5. edisyonunun açıklanmasına da aracılık edecek.UXservices yönetiminde, yüzlerce sektör profesyonelinin katkısıyla hazırlanan Turkey User Experience (UX) Report 2019/20endüstriye ilişkin detaylı bilgiler ve istatistikler ile sektörün gelişimine ışık tutacak.

Dijital dönüşüm ve kullanıcı deneyimi bir arada

Tam gün süren UXistanbul 2020 boyunca yurt içi ve yurt dışından gelen 5 keynote konuşmacı ve6 konuşmacının gerçekleştirecekleri sunumların yanı sıra 6 farklı workshop ile zengin içerikli ve kapsamlı bir program gerçekleştirilecek. UXservices Deneyim Tasarımı Yöneticisi Besim Kosova’nın açılış konuşmasıyla başlayacak olan konferansta, Facebook UX Yöneticisi ve Ürün Tasarım Müdürü Gülay Birand, Google UX Direktörü Paolo Malabuyo, HSBC DesignOps Direktörü Peter Fossick, Springer Nature UX Araştırma Operasyonları Müdürü Stephanie Marsh, Google UX Yöneticisi Hilal Koyuncu, Facebook Araştırma Program Yöneticisi Linn Larsson, ASML Kıdemli UX Araştırmacısı Mileha Soneji ve Akbank Dijital Müşteri Deneyimi Yöneticisi Müge Çiğdem İşlek dijital dönüşüm, kullanıcı araştırmaları ve bu araştırmalardan edinilen içgörüler, ve kullanıcı deneyimi odaklı ufuk açıcı sunumlar yapacak.

Volvo Group’ta Erişilebilirlik Uzmanı ve UX Stratejisti olan Piotr Zrolka’nın gerçekleştireceği workshop ise Volvo gibi bir dünya markasının kullanıcı deneyiminde nelere dikkat ettiğini, bu konuda odaklandığı noktaları gözler önüne serecek.

18 Şubat 2020 Salı günü, 08.00-17.45 saatleri arasında düzenlenecek olan UXistanbul’a https://uxistanbul.org/#register linkinden kayıt yaptırmak mümkün.

Avrupa’ya Adım Adım

Yys sertifikalarımız hayırlı olsun…

Hızlı ve seri şekilde bir bir firmalarımızın çoğu YYS hazırlığı içinde bir çoğu sertifikasını aldı, bir çoğu da hazırlıklarını son gaz devam ettiriyor ancak biliyor muyuz ki biz ve devletimiz bu sürece hazır mı?

Takıldığım en büyük nokta; nakliye firmalarının bu süreçte neler yaşadığı ve evraklarını hazırlayıp işlemlere başladığında araçların nasıl bir işleme tabii olacağı. Çünkü bu kadar denetim ve hazırlığın akabinde maalesef ki havada kalan bir çok noktamız mevcut.

Örneğin; araçların geçiş üstünlüğü, YYS’nin bize katacağı değerler gibi… Normal şartlarda YYS sahibi firmaların araçlarının geçiş üstünlüğü olması gerekir çünkü devlet bize güvenmiş ve bizi yetkilendirilmiş yükümlü yapmış ama kapılardaki memurlar mühürlerimizi dahi görmesine karşın bize güvenmemiş.

Denetimler ve bu kadar hazırlık öncesinde acaba önce devletin kendi çalışanlarına mı bu eğitimleri verip bilgilendirmesi gerekirdi?

Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü bununla ilgili 52856264-106.0 sayılı bir genelge yayınlamış ve genelgede hususlar açık ve net şekilde geçiş önceliğini belirtmiştir. Bu hususta tabii ki tır parkları+ kapı memurlarının yeterince bilgilendirilmesi gerekir ki şoförlerde rahatça kendilerini izah edip ne yaptıklarını anlatabilsin.

Şununla karşılaştığımız durumlar oldu; şoför arkadaşlarımızın kendini anlatmaya çalıştığı geçiş önceliğini belirtmeye çalıştığı lakin yetkili memurun durumdan haberdar olmadığı için aracı normal kapı sırasına sokarak hiçe saydığı…

Peki şimdi biz neredeyiz? İşlemlerimizin geri kalan kısmında bizlerden önce bu hazırlığa memurlarımızı mı sokmak gerekiyor acaba?

YYS’nin kapsamını kimin neye sahip olmak için bu zorluğa göğüs gerdiği kendini ispatlamaya çalıştığını gayet iyi biliyoruz lakin gitmeye çalıştığımız, ulaşmaya çalıştığımız hedef doğru olsa da izlediğimiz yollarımız yanlış.

Yıllar önce Almanya’da bu sisteme geçişin ilk yapıldığı dönemlerde tek tek dünya ofislerine gelip ne olacağını ne yapılacağını anlatmış ve insanların kafasında çaycısından şoförüne bunu anlamlandırmaya çalışmışlardı. Bizde ise; YYS alıyoruz peki bunun açılımı ne deseniz 10 kişiden biri hususu açıp bilgi verir.

Öncelikli geleceğimiz ve yapmamız gereken birçok danışman bulundurup bu süreçte çalışanlarımızı eğitip asıl hedefimizin ne olduğunu ne yapmak istediğimizi, bu belgeye sahip olduğumuzda bize neler getireceğini, olmaz isek neler kaybedeceğimizi anlatmamız gerekiyor.

Yayınlanan genelgeler aslında çok net iken bir çok detayın genel açılımda ne olduğunu bilmediğimiz için yine dönüp dolaşıp en başa gelip diyoruz ki, bu ne?

Peki YYS: Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü nedir?

Devletin yaptığı açıklama: gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, kayıt sistemi düzenli ve izlenebilir olan, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, otokontrolünü yapabilen güvenilir firmalara gümrük işlemlerinde birtakım kolaylık ve imtiyazlar tanıyan ve uluslararası geçerliliği olan bir ayrıcalıktır.

Açıklaması: devlet diyor ki bana; evrağın, sistemin, depon, çalışanın, arşivin ile sana güvenebileceğimi kanıtla ben de sana ticaret yapman için kolaylık sağlayayım, senin malını gümrüğe sokmadan ihracat yapmanı, ithalat yapmanı sağlayayım, vergi hususunda imtiyazlar vereyim, sen de uluslararası platformda tanın, şirket güvenilirliğin artsın, rekabet avantajı sağla.

Etkin ve etkili kullanabilirliğini sağladığımız takdirde gerçekten uluslararası platformda şirketlerimize ve bütçelerimize gerçekten çok şey katacağız.

Bow-tie Modelini Hayatınıza Entegre Edin

Merhaba. İş güvenliği mühendisleri iyi bilir. Tesis/Proses güvenliğinde Bow-Tie (papyon) modeli uygulanarak felaketlerin önüne geçilir. Senaryolar oluşturulur, yaşanabilecek olaylar belirlenir. Olay öncesinde önleyici faaliyetler keşfedilerek olayın önlenmesi; olay sonrasında etkisini azaltıcı faaliyetler ile etkisinin azaltılması hedeflenir. Modelin şeması aşağıdaki gibidir.

Bu eğitimi aldığımda, “Bugün ne öğrendiniz, hayatınızda nasıl uygulayacaksınız” diye sormuştu eğitmen. Bir tesiste bunları uygulamak güzel elbet, farkındalık oluşturuyor bunları bilmek. Daha dikkatli oluyorsunuz. Peki ya hayatımda uygulamayı düşünmüş müydüm? Garantici yapıda olan insanlar her zaman önleyici faaliyetleri kendi kendilerine bulup uygularlar. Peki ya etki azaltıcı faaliyetler? Aslında bu, “zararın neresinden dönülse kardır” mantığı ile birebir aynı. Farkında olmadan uyguluyor olabiliriz. Farkında olarak uygulamak başka birşey. Zamanında çoğumuz yaşamışızdır, kötü bir olay olur ve hemen panik olmuşuzdur. Aslında orada, cerrahın yaptığı gibi çürük parçayı kesip atsak, tüm bedeni kurtarabiliriz. Bunu bilerek hareket etmek, bizleri daha soğukkanlı yapar. En azından ben bunu keşfettiğimden beri soğukkanlıyım. Tabi bunun için gündelik yaşantımızda sadece 1-2 dakikalığına bunları düşünerek kendimizi planlamak ve hazırlamak gerekiyor. Bu çalışmanın, tesis güvenliği için önceden yapılması gibi…

Ne dersiniz:

  • Bow-tie modeli ile panik insanlar soğukkanlı olabilir mi?
  • Bunu uygulamayı düşünüyor musunuz?
  • Profesyonel bir eğitmenden, pratik yapmak için bu eğitimi almayı düşünüyor musunuz?

İşletmeler İçin Mindfulness Neden Bir İhtiyaç?

Mindfulness kavramını birkaç senedir ülkemizde de sık sık duymaya başladık. Aslında doğuda 2500 yıllık geçmişi olan bu kavram; batıda ilk kez 1979 yılında Prof. Dr. Jon Kabat Zinn tarafından Massachusetts Üniversitesinde kurulan “Mindfulness Temelli Stresle Mücadele Merkezi” ile tıp literatürüne kazandırılmıştır. Günümüze kadar Harvard, Massachusetts, Oxford Üniversiteleri başta olmak üzere, ABD ve Avrupa’nın pek çok üniversitesinde kürsüleri mevcut olup, Nörobilim ve Psikoloji dallarıyla da ortak çalışmalara konu olmaktadır.

Yaklaşık 20 yıl önce de iş hayatındaki gücü fark edilmiştir. Değişken pazar koşullarının ve zorlayıcı ekonomik şartların yarattığı rekabet ortamında, daha üretken, daha verimli, sağduyulu, tatminkâr ve mutlu çalışanlar elbette işletmeleri ön safhalara taşıyacak önemli faktörler haline geldi. Çalışanlarının ve liderlerinin Mindfulness eğitimini alıp, pratiklerini uygulayan şirketlerde meydana gelen değişimlerin sonuçları hayret uyandırıcıdır. Uygulama ilk olarak Silikon Vadisi’nde başladı ve Amerika’daki, Avrupa’daki köklü şirketler ve hükümet organlarında devam etti. Google, Yahoo, Facebook, Intel, Apple, SAP, Deutschebank, Aetna, Toyota, Bosch, Goldman Sachs, Ebay, İngiltere Parlamentosu, ABD Temsilciler Meclisi Mindfulness’ı günlük rutinlerine dahil eden kurumlardan sadece bazılarıdır.

Örneğin dünya devi SAP yazılım firmasının 6000’den fazla çalışanı Mindfulness eğitimi alıp, günlük rutinlerine de 10-15 dakikalık Mindfulness meditasyon pratiklerini eklemişlerdir.

Aetna şirketi de 13.000 çalışanını Mindfulness konusunda eğitti. Bunun sonucunda çalışanların stres seviyelerinin azaldığı, odaklanma ve konsantrasyonlarının arttığı, hastalık izinlerinin azaldığı ve iş verimliliklerinin yükseldiği ortaya çıkmıştır.

Mindfulness’ın kısaca tanımı; yargısız, açık ve nezaketle hem iç dünyamızın, bedenimizin ve duyularımızın, hem de dış dünyamızın farkında olmaktır. Kulağa basit gelebilir ve hatta şu an içinizden ben zaten her şeyin farkındayım diyebilirsiniz. Peki gerçekten yapılacaklar listeniz kabarıkken, stres faktörü en üst seviyedeyken, yaratıcılığınızın ve üretkenliğinizin ne kadarını ortaya koyabiliyorsunuz? Stresinizi, kaygınızı ve öfkenizi yönetmeyi başarabiliyor musunuz? Yaşam kaliteniz, uyku düzeniniz, fiziksel sağlığınız nasıl? İletişim becerileriniz kuvvetli mi? Odaklanma ve konsantrasyonda sorun yaşıyor musunuz? Hafızanız güçlü mü? Problemleri çözmede ve yeni bakış açıları geliştirmede başarılı mısınız? …

Mindfulness’ın en güçlü tarafı sonuçlarının bilimsel olarak da ölçülebilmesidir. Mindfulness kavramını hayatınıza dahil edip, pratiklerini uyguladığınız takdirde zaten yukarıda sorduğum sorulara verdiğiniz yanıtların pozitif yönde değiştiği, beyin yapınızda gerçekleştireceği değişim sayesinde bilimsel olarak da kanıtlanmaktadır. Mindfulness’ın sağladığı zihin becerisi, beyinde önce kimyasal daha sonra da yapısal değişim meydana getirmektedir. Bu değişimin iş hayatındaki sonuçlarından yalnızca birkaçını belirtmek gerekirse;

  • Daha iyi performans gösteren, daha mutlu ve daha bağlı çalışanlar
  • Yüksek konsantrasyon, odaklanma ve güçlü hafıza
  • Yaratıcılık, üretkenlik ve verimlilikte artış
  • Fiziksel sağlık ve duygusal denge

Ülkemizde ise kurumlarda Mindfulness eğitimleri son yıllarda verilmeye başlanmıştır. Henüz işletmelerimiz için yeni bir kavramdır. Fakat bu asırlık çözümü işletmelerine dahil eden şirketlerin fark yaratacağı oldukça aşikardır.

Potansiyel Müşterilerinize Ne Kadar Yakınsınız

Ticari faaliyet gösteren her işletme, potansiyel müşterilerinize ne kadar yakınsınız, sorusunu yıllarca sorgulayıp cevap aramakla zamanlarını ve enerjilerini harcadılar.

2020 yılını yaşadığımız teknoloji çağında, yıllarca sorguladığımız bir çok soru ve cevabın, temel anahtarlarına günümüzde basit bir şekilde hakimiz.

İşletmeler, zaman içinde bir çok ajans ile partnerlik ve işbirliği yaparak milyarlara yaklaşan döviz ödemeleri yapmaktadırlar.

Hedef kitle,

Günümüze kadar her işletme, hedef kitlesine ulaşmak ve ürün hizmet kategorilerini müşteri grupları ile karşılaştırmak adına, yoğun çalışmalar yapardı.

Dijital teknolojinin kendi içinde segmente olması ve demografik özelliklerin her yeni gün değişim göstermesi sonucunda, potansiyel hedef kitlemize ulaşmak, verimlilik açısından çok daha değerlidir.

Satış noktaları başta olmak üzere, perakende ve outlet’ler  döviz harcamaya hazır ve kalben satınalma sürecini başlatmaya konsantre olmuş, müşteri gruplarından oluşur.

Önemli Not:

Başta ülkemiz olmak üzere, ticaret uluslararası alanda hızlı bir gelişme ve büyüme gerçekleştirdiği için, Para kelimesi verine Döviz kelimesinin kullanılmasının, hem literatür hem de kelime zenginliği açısından faydalı olacağını düşünüyorum.

İşletmeler için ticaret, yer ayırt etmeksizin dijital mecralarda yerini almış, portallar da yeni startup çalışmaları hız kazanmıştır.

Startup çalışmaları, farklı inovasyon yapıları ile birleşmiş, niche bölgelere kaymıştır.

Hedef kitlemiz değil, potansiyel hedef kitlemiz temel iş ve çalışma alanımızı oluşturmuştur.

Patronlar, zaman yönetimi standartlarını gözeterek ve mesleki interaktif eğitim modellerini benimseyerek, Alpha, alfa kuşağını anlamaya çalışarak, ticari işlerini büyütmeye uğraş vermektedirler.

X, Y, Z ve Alpha, alfa kuşağını anlamak demek potansiyel kuşakları ve kültürel yapıları algılamak, üretim süreçlerimizi re-marketing yönetimine uygun yapılandırmak ile mümkündür.

İnsanlar dünya pazarında fark yaratan ve kendilerine ilginç gelen temel ürün grupları ile ilgilenmektedir.

Kendilerine sunulan her ürünün, kullanımı basit ve fayda getirici olmasına dikkat etmekte ve süreklilik istemekteler.

Pazar yapısına baktığımızda, müşteri grupları deneyimleme, duygusal bağ kurma ve etkilenme prensibine dayanarak, her talebe sunulan ve emek esasına uygun ürünlere, sahip olmayı arzu eder.

Dijital mecralarda müşteriler ile iletişim kurmak gün geçtikçe basitleşmiş, potansiyel müşteri gruplarında artış yaşanmaya başlanmıştır.

İlerleyen zaman dilimlerinde Hız Esaslı Müşteri grupları ile tanışacağız.

VİP Customer yerini Special Customer Processes Management temeline bırakacak.

Emek Değer Yönetim hızla gelişme gösterecek olup, Endüstriyel Product tarih sahnesinden silinecektir.

Nitelikli iş gücü, Nitelikli ürün ve üretim gelişerek piyasa arz ve talebinde konjektürel yapısal gelişmeler yaşanacaktır.

20 Şubat 2020 Satınalma Yönetimi Eğitimi. Temesist Akademi’de Bu ay Prof. Dr. Murat Erdal sektörle buluşuyor.

SATINALMA YÖNETİMİ EĞİTİMİ ( Ücretsiz)

Tarih:  20 Şubat 2020 Perşembe
Yer: Temesist Akademi – İkitelli
Saat: 13:00 – 17:00

KAYIT: www.BuyerNetwork.net İş ve Ticaret Platformu
Önemli:
Katılım sınırlıdır. Eğitim ücretsizdir. Kayıt öncesinde iş ajandanızı kontrol ediniz.
Sektörde aktif çalışanlara yöneliktir. Öğrenciye kapalıdır.

Eğitmen : Prof. Dr. Murat Erdal
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Bilim Dalı Başkanı
Eğitmen Özgeçmişi ve Referanslar: www.muraterdal.com

Eğitimin Amacı: Satınalma ve tedarik zinciri yönetimi eğitiminin amacı, satınalma ve tedarik zinciri süreçlerinin işletme rekabet avantajının sağlanmasında doğrudan rol oynadığını vurgulamaktadır. Küresel rekabet ortamında satınalma, planlama, üretim ve lojistik operasyonları ve bölümler arası koordinasyon işletmeler için stratejik bir önem arz etmektedir.
Eğitim örnek olay (vaka) tabanlıdır. Pratik örnekler üzerinden işlenmektedir.

Eğitimin İçeriği:
· Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimine Giriş
· Satınalma ve Tedarik Zinciri Yöneticileri Kimdir ? Farklılıkların değerlendirilmesi
· Değişen Rol ve Sorumluluklar.
. Risk Yöneticisi Kimliği ile Tedarik Zinciri Operasyonlarına Bakış
· Üretim, Planlama ve Satınalma Departmanlarının Koordinasyonu
. Emtia Fiyat Analizleri, Tahminleme ve Riskler
. Stratejik Satınalma Yönetimi
· Satınalma Portföy Analizi
· Kalite ve Spesifikasyonlar
· Toplam Sahip Olma Maliyeti
· Pazarlık Yönetimi
· Tedarik Zincirlerinde Lojistik Operasyonlar
· Depo Operasyon Yönetimi ve Bölümler Arası İlişkiler
. Tedarikçi Araştırması, Seçimi ve Performans Değerlemesi
· Tedarikçi Geliştirme
· Tedarik Zinciri Yönetimi Gelecek Trendleri
. SCOR – Tedarik Zinciri Operasyon Referans Modeli

Katılımcı Profili: Şirketlerin satınalma, tedarik zinciri, lojistik ve kalite yöneticileri

2020 Teknoloji Trendleri ve Ötesi

Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Peki 2000’lerin üçüncü 10 yıllık döneminde dünyayı nasıl teknolojiler bekliyor? Yeni nesi uygulamaları, bugünün internet altyapısıyla desteklemek mümkün mü? Cisco da 5 başlık altında 2020 ve ötesine damga vuracak trendleri ve Cisco’nun yeni teknolojilere yönelik inovasyonlarını derledi.

2010’LAR akıllı telefonlardan, yapay zekâya ve sosyal medyaya kadar olağanüstü gelişmelere ve baş döndürücü bir hızla gerçekleşen dijital dönüşüm sürecine sahne oldu. Tüm bu yaşananlar, 21’inci yüzyılın 3’üncü 10 yıllık dönemine girerken akıllara “Peki sırada ne var” sorusunu getiriyor. Cisco da 2020 ve ötesi için teknoloji trendlerini derledi:

  • GELECEĞİN İNTERNETİ: 2023’te internete bağlı cihaz sayısı 49 milyarı bulacak. 5G, 10G, akıllı nesnelerin interneti, yeni aplikasyonlar, otonom araçlar gibi gelecek nesil uygulamalar, mevcut internet altyapısının destekleyebileceğinden çok daha fazla karmaşıklığa neden olacak. Cisco’nun açıkladığı gelecek için internet stratejisi de işte bu amaca hizmet edecek. ‘Gelecek için internet’ stratejisinin merkezinde silikon, optikler ve geleceğe hazır olmamızı sağlayacak yazılımlara yönelik yatırımlar yer alıyor. Bu strateji, Cisco’nun yeni silikon mimarisini gelecek nesil optikleri ile bir araya getirerek, interneti daha hızlı, daha ekonomik ve daha güvenli kılacak.
    DİJİTAL UYGULAMA SADAKATİ: Dijital hizmetlerin kullanımı günümüzde bir tür “dijital refleks” halini aldı. Tüketicilerin yüzde 71’i artık bu servisleri günlük hayatın rutin bir parçası olarak görüyor. Yarısı talep ettikleri hizmet kalitesini sunmayan markaları kullanmaktan anında vazgeçerken %63’ü de diğer tüketicileri bu hizmet ya da markayı kullanmaktan vazgeçiriyor. Tüketicilerin bu “sıfır tolerans” yaklaşımı, 2020 ve sonrasında uygulama performansı konusundaki verilerin gerçek zamanlı olarak analiz edilmesini çok önemli kılacak. Sorunlar ve engeller hızla tespit edilerek müdahale edilebilecek.
  • TEHDİT AVI VE SIFIR GÜVEN: Günümüzde siber saldırıların dünya çapında yol açtığı maddi hasar doğal afetlerin 3 katı. Reaktif tedbirlerle sadece tehdit ortaya çıkınca harekete geçmek artık yeterli değil. Cisco’nun “Sıfır Güven” modelinde de erişim izni yalnızca yetkili kullanıcılar, cihazlar ve iş yüklerine, güven zemini oluşturulduktan ve tehditler önlendikten sonra veriliyor. Hizmetlerde en ufak bir gecikme olmaksızın sadece onaylı ve yetkilendirilmiş cihaz ve kullanıcıların network’e girmesine izin veriliyor. Bu modelin yakın gelecekte çok yaygın hale gelmesi öngörülüyor.
    “Tehdit Avlama modeli de kuruluş ve işletmelerin bütüncül güvenlik yaklaşımlarında artarak büyüyen bir role sahip olacak. Geleneksel yaklaşımların aksine bu model henüz bilinmeyen kötücül yazılımları ve zayıf noktaları saptayıp bertaraf etmeyi hedefliyor.
  • SEZGİSEL AĞLAR: Network günümüzde, uygulamaların yeniden tasarlanmasında, veri güvenliğine, altyapının dönüştürülmesinde ve ekiplerin güçlendirilmesinde kadar kritik bir rol oynamakta. Cisco uzmanları, yazılım tanımlı ağları (SDN), network evriminde nihai bir nokta değil, yapay zekâ ve makine öğrenimini kullanan sistemler olan “sezgisel ağlara” (IBN) giden yolda önemli bir aşama olarak görüyor. IT sektöründeki aktörlerin yüzde 78’lik çoğunluğu ağ sistemlerinin 2 yıl içinde sezgisel ağlara doğru evirileceğini düşünüyor. Yüzde 35’i daha da öteye geçip, ağlarının 2 yıl içinde tamamen sezgisel ağlara dönüşeceği görüşünde.
    YENİ GÖREV TANIMI: Veri bilimi, yapay zekâ gibi alanlarda iş talebi giderek artıyor. Günümüz işletmelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için BT’nin “sipariş alıcılarından” “stratejik iş ortakları”na dönüşümü kaçınılmaz. Bu da BT çalışanlarının görev tanımının, cihazları yapılandırmaktan çıkıp teknolojiyle iş sorunlarını çözmeye evirilmesi anlamına geliyor. Ve yakın gelecekte şirketler, yeni eleman istihdam etmektense BT çalışanlarını ticari yetkinlik konusunda eğitip şirket kültürünü koruma yoluna gidecek.

Teknolojinin yolculuğunu değerlendiren Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru da “Son 30 yıldır insanları birbirine bağlıyorduk. Kablosuz ağ teknolojilerinin ulaştığı nokta sayesinde artık, insanları nesnelere ve hatta saatten ev aletlerine kadar nesneleri nesnelere bağlıyoruz. Biz de Cisco olarak, müşterilerimizin bu yoğun trafiğe ve çağın taleplerine ayak uydurmalarını sağlayacak inovasyonlara odaklanıyoruz” dedi.

İhracatta Neyi İyi Yapıyoruz, Neyi Beceremiyoruz?

Daralan ekonomide tüm işletmelerin gündeminde ihracatı arttırmak bulunuyor. Uluslarası pazarlarda ürün ve hizmetlerinizin satışını gerçekleştirmek kuşkusuz yerel pazarlara göre daha zor. İşletmeler, kültürel dinamikler, yasal düzenlemeler, sektöre giriş koşulları, maliyet ve tedarikçi yapısı gibi faktörleri değerlendirmek durumunda.

Kurumsal pazarda şirketlere değer yaratan B2B İş ve Ticaret Platformu BuyerNetwork.net tarafından 27 Şubat’ta düzenlenecek İş ve Ticaret Buluşmalarının bu ayki teması “İhracatta Neyi İyi Yapıyoruz, Neyi Beceremiyoruz?” 

Neden Katılmalıyım?

Sektör yöneticilerinin ve işletmelerin bu ihtiyacına çözüm üretmek, alanında uzman üst yöneticilerden dış ticarette başarının sırlarını dinlemek ve mobil teknolojilerin ihracatı arttırmada nasıl kullanılabileceğini öğrenmek için 27 Şubat’ta sadece profesyonellere açık bu etkinliğe kaydınızı gerçekleştirebilirsiniz. Buyer Network’ün kurumsal partnerlerinden TÜRKKEP ev sahipliğinde Şişli’de gerçekleştirilecek bu etkinliğe, Buyer Network üyesi profesyoneller ücretsiz olarak katılabilecek.

Etkinlikte, ihracatı arttırmak için uygulanabilecek yenilikçi stratejiler ve yaklaşımlar “damıtılmış bilgi” niteliğinde sunulacak.

Nasıl Kayıt Olurum?

Etkinliğe Kayıt için: www.buyernetwork.net/ihracat adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kurumsal Eğitim Kataloğu’nu görmek için tıklayınız.
Yazılım ve Tasarım Hizmetleri Kataloğu’nu görmek için tıklayınız.

 

Bülten Aboneliği

En yeni duyuru, araştırma ve haberleri gönderelim.

Güncel

Hayat Denilen Oyunun Kurallarını Fark Ettiniz Mi?

Bazen bilgi birikiminiz, donanımınız, tecrübeniz ve iş kalitenizin yarısına bile sahip olmayan insanların sizden çok daha iyi konumlara geldiğini görür, iş hayatının adaletsizliklerle dolu...

Tedarikçilerin Konumlandırılması

Temelde satınalma faaliyetleri için aşağı yukarı her sektörde aynı iş adımlarının takip edildiğini söyleyebiliriz. Bu sebepledir ki sektörler arası dikey değişikliklerin en yaygın olduğu...

Kullanıcı Deneyiminin Global Gündemi UXistanbul’da!

UXservices tarafından düzenlenen Türkiye ve bölgenin ilk uluslararası kullanıcı deneyimi konferansı UXistanbul 2020 için geri sayım başladı. İş ve teknoloji dünyasının kullanıcı deneyimi profesyonellerini...

Avrupa’ya Adım Adım

Yys sertifikalarımız hayırlı olsun… Hızlı ve seri şekilde bir bir firmalarımızın çoğu YYS hazırlığı içinde bir çoğu sertifikasını aldı, bir çoğu da hazırlıklarını son gaz...

Bow-tie Modelini Hayatınıza Entegre Edin

Merhaba. İş güvenliği mühendisleri iyi bilir. Tesis/Proses güvenliğinde Bow-Tie (papyon) modeli uygulanarak felaketlerin önüne geçilir. Senaryolar oluşturulur, yaşanabilecek olaylar belirlenir. Olay öncesinde önleyici faaliyetler...