Yeşil Tasarımla Gelen Değişim

YEŞİL TASARIMLA GELEN DEĞİŞİM

Prof. Dr. Mahmut Tekin

Selçuk Üniversitesi
Bölgesel Gelişme Araştırma Ve Uygulama Merkezi Müdürü

…Her sabah uyandığımızda her saniye soluduğumuz havanın ne kadar değerli olduğunu biliyor muyuz…? Bize sonsuz cömertliğini sunan toprağın kıymetini anlayabiliyor muyuz…? Ağaçların yapraklarıyla bize verdiği oksijeninin kıymetini anlayabiliyor muyuz …? Suyun hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu görebiliyor muyuz…? Ve yaşamak için bizim bunlara bağlı olduğumuzun ve onlarsız olamayacağımızı anlayabiliyor muyuz…? Bunları üretmek ister isek belki de hiçbir kimya laboratuvarında üretemeyeceğimiz… Bizler için sonsuz değerde olan etrafımızdaki her şey…! Hava, su, oksijen, buğday, ağaç, çimen,… Farkında mısınız acaba pazarlarda artık isminin önünde veya üzerindeki etikette; “organik”, “eko”, “ekolojik” ve “biyo” gibi ifadeler bulunan ürünler daha çok ilgi çekerek tercih ediliyor… Üstelik bu ürünler eşdeğerlerinden daha pahalı… Bu gelişmelerde gıda konusunda organik olmayan ürünlerdeki sağlık, güvenilirlik ve hastalık sorunlarının önemli bir payı var… Ayrıca tüm insanlığı ve canlı yaşamını da tehdit eden küresel ısınmayla birlikte artan çevre kirliliği ve doğal felaketler sonucu oluşan çevre duyarlılığı da bunda etkili… Bu trend hızla gelişerek pazarlarda müşteriler tarafından öncelik haline geliyor… Yeşil… Çevreci… Organik… Sağlıklı… Çevreci değerlerle çevreci malzeme ve teknolojilerle üretilen ürünler diğerlerine göre yüksek fiyatlı olmasına rağmen yeşil pazarlamayla artık daha fazla rağbet görüyor… Elbette bu ve diğer gelişmeler yeşil tasarımla birlikte tüm ürün ve hizmetlerin model ve sistemlerinin tasarımında öne çıkıyor… Ürünün doğadan üretilmesinden tüketim ve geri dönüşüm aşamasına kadar her yerde ve her şeyde “yeşil tasarım”…  Yeşil tasarım; çevreci bir yaklaşımla he şeyi planlamak, organize etmek ve yapmak… Bu bağlamda yeşil felsefe yaklaşımıyla çevreci ilkeleri gözeterek doğal malzemelerle geri dönüşümü sağlayan tasarımcılar öne çıkarak sayıları artıyor…

Baktığımız zaman bugün için dünyanın bize sunduğu kaynakların yüzde 50 fazlasını hızlı bir şekilde tüketiyoruz… Yaşadığımız binalar dünyadaki suyun yüzde yirmisini tüketiyor… Atmosfere salınan karbondioksitin (CO2) yüzde otuz beşi bina ve işyerleri tarafından gönderiliyor… Ormanların yüzde otuzu binalarda tüketilerek kullanılıyor… Yeşil tasarımla tüketim, üretim ve iş yapma şekillerini değiştirmezsek bu oran büyük bir hızla artacak… Sadece bir gezegenimiz varken sanki başka bir gezegenimiz daha varmış gibi davranarak tüketimi artırıyoruz… Ve yakın bir gelecekte dünya bize yetmeyecek ve bir başka gezegene gereksinim olacak… Doğadaki ekosistemde gıdanın eşsiz ve özel bir yeri var… Hızla artan aşırı tüketimle birlikte yüksek gıda talebini karşılamak mevcut kaynaklarla karşılamak çok zor… Bu durum ekosistem üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor… Mevcut üretim teknolojilerinin ve sistemlerinin yeşil olmaması sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği, kuraklık, hava ve su kirliliği ile birlikte toprak erozyonu gıda üretimini olumsuz etkiliyor…

Artık insanların çevre bilincinin artması ve bilinçlenen tüketicilerin çevreye daha az zarar verecekleri ve özellikle kaynak, su, ısı, ısınma, maliyet, zaman ve kaynak kullanımında tasarruf da edebilecekleri ürünleri ve hizmetleri tercih ederek satın alıyorlar… Aslında yalın olarak israftan uzak olan her düşünce ekosisteme ve çevreye hizmet eder… Özellikle de insanların çevresel etkileri düşünülmeden ihtiyaçlarının çok üstünde yaptıkları aşırı tüketim çok önemli bir sorun… Ülkemizde bin restoranda yılda 100 bin ton gıda çöpe gidiyor Aşırı ve çevre bilinci olmadan yapılan tüketim insanların ihtiyaçları olan gıdaya eşit erişimi riske ediyor… Ayrıca aşırı ve çevreci olmayan gıda tüketimi enerji, su, hava gibi doğal kaynakların hızla tükenmesi sonucunda çevreyi kirleten çöp yığınlarına neden oluyor… Bütün bunlar hastalıklara ve açlığa neden oluyor… Örneğin; dünya nüfusunun 2,0 milyara yakın kısmı obezite sorunu yaşıyor… Diğer yandan 1 milyardan fazla insan yetersiz besleniyor… Ve 1 milyardan fazla insanda açlık sınırında yaşıyor… Bütün bunların çözümü yeşil tasarımı öngören yalın üretim ve tüketimde…

Yeşil Tasarımla gelen sadelik…

Yalın aynı zamanda “Sadelik”, günümüzdeki ismiyle “Minimalistyaklaşımla ortaya çıkarılan tasarım ürünleri çoklu kullanım ve işleve sahip olarak faydalı olmaktadır… Felsefi olarak kabul görerek davranışları etkileyen Sadelik (Minimalizm); kıyafet seçimlerimizden yiyecek ve içeceklerimize, çalıştığımız projelerimizden düşüncelerimize ve günlük yaşam düzenimize kadar her şeyde ve alanda bizi etkileyecektir. Doğanın önemli bir parçası olarak insan sadelik; davranış, tercihler ve yaşamıyla israf ve gösterişten uzak olarak yaşayan ekosisteme çok değerli katkılar sunar… Böylece Sadelikle insan tüm canlılarla birlikte uyumlu olarak ekosistemde daha iyi bir yaşam elde edebilir… Unutmayalım ki bu dünyada insan olarak sadece biz yaşamıyoruz… Ve sadece bize ait bir yer değil… Bizim yaşamamızda ancak diğer canlıların ve gezegenin yaşamının sürdürebilirliğine bağlı… Bizde bugün yaşamak için diğer canlılara her zamankinden daha çok muhtacız…

Yeşil üretimin temeli “yeşil tasarıma” dayanır… Yeşil tasarımla üretilecek her şey,  yeşil üretim için gerekli ekosistem göz önüne alınarak bir bütün olarak çevreci bir yaklaşımla tasarlanır. Yeşil tasarım, sosyal sorumluluk ilkesine göre dengeli davranılmasını öngörür…  Buna göre yeşil tasarımla yeşil üretimle üretilecek her şey doğada var olan oksijen ile karbon dengesi korunarak üretilir… Bu denge bizim yaşamamız için gerekli bir zorunluluk olarak hayati öneme sahiptir. Bu zorunluluk oksijen karnesi içinde gereklidir. Buna göre karbon salınımı karnesindeki Oksijen (O2) gazı, solunum yapan canlıların hayatının devamı için gerekli olan bir elementtir. Oksijen, renksiz ve kokusuz bir elementtir. Solunum yoluyla akciğerlere alınan oksijen kandaki hemoglobinlerle birleşerek ve kanla birlikte vücuttaki en küçük hücrelere kadar giderek vücuttaki proteinler ile yağları yakarak canlılar için gerekli enerjiyi sağlar. Oksijen, Dünyada tüm bitkilerin, milyonlarca yıldır yapmış oldukları fotosentez sonucunda oluşur. Oksijen insanlar ile birlikte tüm canlıların yaşamı için en büyük hayat kaynağı olarak kısaca, Oksijen = Hayat demektir. Oksijenin olmadığı bir yerde hayat ta yok demektir… Karbon, Dünyadaki tüm hayatın yapıtaşı olan çok önemli bir kimyasal elementtir. Karbondioksit gazı ise, bu elementin motorlu taşıt kullanımı, ısınma araçları, endüstriyel faaliyetler gibi bizlerin de önemli rol oynadığı etmenler sonucunda ortaya çıkan bir türüdür… Bu nedenle bizler ısınma, ulaşım, aydınlatma gibi ihtiyaçlarımızı karşılarken, elektrikli ev eşyalarımızı kullanırken farkında olmadan Karbondioksit (CO2) gazı üretiriz… Ve bu gazı atmosfere vererek salınımını gerçekleştiririz… Bu gazın atmosferde fazlalaşması ise, doğaya ve canlılara olumsuz yansıdığı gibi gelecek nesillerin yaşamını da tehlikeye sokmaktadır. Birey olarak diğer canlıların yaşamını korumak ve daha temiz ve sağlıklı bir nefes solumamız için atmosfere verdiğimiz Karbondioksit miktarının azaltmalı ve hatta sıfırlamalıyız…

Çevreci bir yasarım olan “Yeşil Tasarım” artık marka imajının da ayrılmaz bir parçası… Yeşil olarak tasarlanarak üretilen kumaşlardan yapılan elbiseler daha çok tercih ediliyor… Yeşil olarak tasarlanarak üretilen çevreci evler, ayakkabılar, otomobiller, binalar, fabrikalar..vb daha çok satıyor… Yeşil tasarım gelişen akıllı teknolojilerle daha kolay bir şekilde üretiliyor… Yeşil olan tasarımla üretilen her şeyi bizden müşterilerimiz, tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımız istiyor… Örneğin; gıda maddelerinde zararlı kimyasal atıklara rastlanması veya oranının standartlardan yüksek olması nedeniyle iade edilen ürünler bize süreçlerin yeşil üretime göre tasarlanarak yeşil üretimin yapılmasını gösteriyor… Başta ISO 14.000 olmak üzere tüm standartlara göre doğaya verdiğimiz tüm atıkları ve zararlı emisyonları sıfırlamak zorundayız… Sadece üretilen ürünlerin kaliteli olması yetmiyor… Bununla birlikte ürünün üretildiği ortam ve koşullarda işin önemli bir parçası haline geldi… Kaldı ki başta atmosfer olmak üzere çevreye verilen zararlara başta bizleri ve yakınlarımız hasta ediyor… Örneğin; solunum yolları hastalıkları, cilt ve deri hastalıkları vb. Bunlara arasında sayılabilir…

Doğaya, insanlara ve canlılara saygı duymak, markayla ayrılmaz bütün…

Saygı; başkalarını veya çevreyi rahatsız etmekten çekinerek davranma inceliği…  Saygı; kişi, canlı, çevre ve diğer şeylere değer vererek onları rahatsız etmeme davranışı ve kurallara bağlılık duygusu… Saygı duymak bir bakıma iş ile ilgili gerekleri en iyi şekilde yaparak başkalarının hak ve hukukunu gözetmektir… Yeşil tasarımla bu bir bakıma işi gereklerine uygun olarak doğayla uyumlu ürünler üreterek ona saygıyı göstermektir… Bunun için yeşil tasarımcının üreteceği ürünün etkileşimli olduğu doğayı, canlıları ve insanları anlaması, sevmesi ve onların yaşama hakkına saygı duyduğunu göstermesi gerekir… Yeşil tasarımcı; doğayı severek ve yeşili düşünerek bütün canlılara saygı duyarak yapmayı tasarladığı bir işin hayali kurmalı… Bunu tasarımla iş fikrine dönüştürerek çevreci bir yaklaşımla uygulamalıdır… Bugün bir ürün; iş fikri olarak tasarım aşamasından, üretilerek kullanım aşaması ve sonrasında ömrünü tamamlayarak imha edilmesi aşamasına kadar tüm yaşam dönemi boyunca çevreyle etkileşim içinde ona zarar verebiliyor… Çevreye saygı duyan yeşil tasarım bu zararı minimum yapmayı amaçlar… Örneğin; daha düşük enerji tüketimi ve işletme maliyetlerinde düşüş… Yeşil tasarımla üretilen ekolojik ürünlerle; doğaya, işe ve insanlara saygı göstermek müşterilere değer verdiğini gösteriyor…

Her şey “Yeşil Tasarımda’ gizli…

“Yeşil Tasarım” kavramıyla birlikte artık her iş, işlem, ürün, eşya ve konu farklı değerlendirilmeye başlanıyor… Yeşil iş, yeşil süreç, yeşil marka, yeşil ev, yeşil fabrika, yeşil ofis, yeşil şirket, yeşil bina, yeşil şehir, yeşil restoran, … gibi… Örneğin; Yeşil işler özellikle; enerji ve hammadde tüketimini azaltan, sera gazı emisyonlarını sınırlandıran, atık ve kirliliği en aza indiren, son olarak da ekosistemleri yenileyen ve koruyan nitelikteki işler… Yeşil İşler; ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını sağlar… Düşük atık ve su kirliliğine yol açar… Düşük sera gazı emisyonu sağlar… İşler düşük enerji, malzeme ve su tüketimiyle yapılır…  Örneğin; Boğaziçi Üniversitesi ve WWF-Türkiye işbirliğiyle “Yeşil Restoran uygulamasıyla restoran sektöründe çevre bilincinin gelişmesine katkı sağlanıyor… Buna göre; tüketimin daha sorumlu yapılabilmesi için hem tüketenlerin hem de ürün/hizmet sunan tarafların benzer bilgi ve farkındalık seviyesinde olmaları gerekir. Restoranların doğa üzerindeki etkileri çok çeşitli: yemek hazırlama, soğutma ve  ortamın idamesi için gerekli enerji tüketimi, gıda ve ortam temizliği için su tüketimi, gıda tedariki, kimyasal kullanımı, yemek hazırlığı sırasında ve sonrasında oluşan atıklar… Yeşil Ev; doğaya saygılı ve uyumlu, ekolojik, konforlu ve enerji verimliliği olan tüketimini azaltan çevreci binalar… Yeşil ev;  yapı sektöründe yeni bir yönelimle daha değerli binalar çıkarmıştır… Belli standartlar getirilerek sertifikalanmakta olan yeşil ev, çevreci akıllı evler olarak isimlendirilir…    Yeşil Bina;   çevreci bir yapı olarak enerjisini kendisi  üreterek su ve kaynak kullanım verimliliği olan mekân… Yeşil binada, enerji üreten güneş panelleriyle, suyun geri dönüşümünü sağlayan sistemlerle çalışır… Yeşil binada kullanım için sıcak su, soğuk su, elektrik üretimi yapılır… Yeşil bina, enerjide yüzde 30, su kullanımında yüzde 55 oranda tasarruf sağlıyor… Yeşil bina işletme maliyetlerini 10-15 azaltır…

Yeşil Ürün; üretim ve tüketim süreçlerinde çevreyle uyumlu olarak doğal kaynakları daha az tüketerek geri dönüştürülebilen maddelerdir. Yeşil ürün, tüketicilere, canlılara zarar vermeyen, çevreyi kirletmeyen üründür… Yeşil Fabrika;  çevreye uyumlu,  su ve ener­ji ta­sar­ru­fu­ olan öne sosyal ve çev­re­sel so­rum­lu­luk­la­rı karşılayan bina… Yeşil Ofis, çevreci bir anlayışla tasarlanarak tasarruf verimliliği olan akıllı çalışma ortamları… Yeşil Ofis, çevre yönetim sistemiyle şirketlerin ofis kaynaklarının tasarruflu olarak kullanılmasını öngören mekân… Yeşil Şirket; ürünlerin üretim süreçlerinde ve ürünlerinde sürdürülebilirlik ölçülerine göre çevreci ilkelerle çalışarak tedarikçileriyle işbirliği yapan kuruluş… “Yeşil şirket” olmak şirketlere, paydaşlara ve ekosistemlerine büyük avantaj sağlıyor… Yeşil şirket olmak artık daha çok tercih ediliyor… Sürdürülebilirlik ilkesine göre çevreci olarak kurallara saygı göstermek şirketlerin yeşil marka olmasını sağlıyor… Yeşil Marka; şirketin çevreci ölçütlere uygun davranarak ürün ve hizmet üreterek müşteriler nezdinde itibar ve güven kazanmasını sağlayan imaj, sembol ve simge… Yeşil marka olan şirketler rekabette kolayca rakiplerinden farklılaşarak öne çıkıyorlar… Yeşil olma özelliği bir ürünü benzerlerinden ayıran güven unsuru bir simgesi olarak kabul ediliyor… Tüketiciler tarafından yeşil markalar farklı algılanıyor… Tüketicilerin yeşil markalar duydukları sadakat oranı daha yüksek oluyor. Çalışanların en çok çalışmayı istedikleri şirket türü “Yeşil Şirket”… Yeşil Şehir;  çevre ve ekosistemle uyumlu olarak havası, suyu ve toprağı temiz kent… Yeşil şehrin ekosisteminde sosyo-ekonomik dengesiyle yeşil alanları dünya standartlarının üzerinde olarak yeşil binaların teşvik edilir… Yeşil şehirde ulaşımın çoğunun bisiklet, yürüyüş ve toplu taşımayla sağlanır… Yayalara açık ve trafiğe kapalı sokakların sayısı dünya ortalamasının üzerinde olan şehir… Yeşil şehirde sessizlik ve sakinlik var… Geri dönüşümde; atık su geri dönüşümü yüzde yüz, ambalaj ve diğer atıkların geri dönüşümü yüzde yüz ve su ile enerji tasarrufu fazla, enerji verimliliği yüksek şehir… Yeşil şehir, ekosistemle sürdürülebilir saygı ve uyum içerisinde olarak yaşanabilir kent… Yeşil şehir göstergeleri olarak; sistem sızıntıları ve su tüketimi, atık üretimi, atık geri dönüşümü, ulaşım, hava kalitesi önemlidir…

Yeşil Şirket; sosyal ve çevresel sorumluluklara saygılı davranarak insanları ve gezegeni koruyan ilke ve uygulamalara yer alan işletme… Üretim ve tedarik zinciri yönetiminden çalışan ilişkilerine ve müşteri hizmetlerine kadar sosyal ve ekonomik adalet, çevresel sürdürülebilirlik, toplum sağlığı ve gelişimi gibi hedeflerini tüm faaliyetlerine getirmek için kendilerini zorlarlar. Yeşil şirketler işletmeler kendileri, tedarikçileri ve çalışanlarının yaşamına ve sağlıklı koşullarda çalışmalara önem verirler… Çalışanları motive eden ve işçileri onurlandıran işler yaratırlar… Ayrıca, şirketlerin ve toplumun sosyal olarak adil ve çevresel olarak sürdürülebilir dönüşümünde rol modellik yaparlar… Yeşil şirketler, müşterilerini, müşterilerini ve ailelerini sağlıklı tutmak için en güvenli malzemeleri kullanmalarını sağlayarak müşterilerini korur… Ayrıca, uygun fiyatlı konut, sürdürülebilir tarım, eğitim, temiz enerji ve verimlilik, adil ticaret, sağlıklı hava, temiz su ve daha fazlası gibi alanlarda yardımcı olan ürün ve hizmetler ile yaşam kalitesini iyileştirmek için yeşil yaşam alternatifleri sunarlar…. Ve kaynak kullanımın azaltan, kullanılan ürünleri yeniden kullanır hale getirmek üzere geri dönüştüren uygulamalara öncelik verirler… Yeşil şirketler, örnek yeşil ev ve bina uygulamalarıyla çevreyi güzelleştirerek yaşanabilir hale getirmek çaba gösterirler…  Ayrıca toplumun belirli kesimlerindeki insanlarla, çalışanlarıyla ve paydaşlarıyla birlikte mahallelere saygı ve saygınlık kazandıran çevreci işler yaparlar… Örneğin; Siemens, Toyota, Honda, BMW, Apple, Nike, IBM, Starbucks,  Dell, Ford, Hyundai, Panasonic ve benzeri şirketler çevreci ve yenilikçi uygulamalar yaptılar…

Yeşil Tedarik Zinciri; çevreci bir yaklaşımla yeşil satın almayla yeşil malzeme kullanımıyla yapılan yeşil üretim ile birlikte yeşil dağıtım ve pazarlamayla tersine lojistik süreçlerinde yapılan zincir çalışmalarıdır… Yeşil tedarik zincirinin temel amacı tedarikçilerle ilişkilerde çevreci bir yaklaşımla sürdürülebilirlik ölçütlerine göre satın alma kararlarının yönetilmesidir… Yeşil tedarik zinciri yönetiminin temelinde çevresel standartlar ve prosedürlere uygun ekolojik tedarik zinciri çalışmaları yapılması önemlidir…

Yeşil Pazarlama; tüketici ihtiyaçlarının ekosistemlerle uyumlu ürünlerle karşılanması için ürünün tasarımı ve geliştirilmesinden fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtımı ve geri dönüşümüne kadar süreçlerin yönetilmesidir… Yeşil Pazarlamaya, Ekolojik pazarlama, Çevreci pazarlama, Sürdürülebilir pazarlama gibi isimler verilmektedir… Yeşil Pazarlama, ekolojik olarak çevresel sorunlarına yol açmadan doğayla uyumlu pazarlama faaliyetleri… Bu bağlamda Yeşil Pazarlama şirketlere; yeşil tüketici, çevreci ve temiz teknoloji, sürdürülebilirlik ile yenilikçi yaklaşımla önemli rekabet avantajı sunar… Şüphesiz Yeşil Pazarlama, ekolojik üretim ve tüketimle birlikte sonsuz ve kontrolsüz tüketim ve büyümenin yaşadığımız dünyada doğal kaynakların ve sistemleri hızla tüketilmesini önlemek için önemli bir çözüm olabilecektir…

Yeşil Teknoloji; üretim süreçlerinde ortaya çıkan kirlenme, atık ve aşırı kaynak kullanımının önlenmesini sağlayan araç, gereç ve sistemler… Yeşil Teknoloji, çevreci malzeme kaynak kullanımını öngören yenilikçi ve yaratıcı sistemlere dayanır… Eko Verimlilik; çevreyle ilgili sorumluluklara göre verimlilik anlayışı… Temiz süreçler… Temiz ürünler… kaynak kullanımının sürdürülebilirliği… Yeşil Tüketici; ekolojik ve çevreci olan ürünleri satın alarak kullanan kişi ve şirket…  Yeşil Tüketici, üretiminde tüketiminde ortaya çıkan atıklarla çevreye zarar veren ürünleri kullanmaz… Aşırı  ambalaj ve kaynak kullanarak gereksiz atıklara neden olan ürünleri tercih etmez… Çevreye zarar vererek hayvanlara zarar veren ürünleri kullanmaz…  Tüketicilerin ve canlıların hayatını tehdit eden ürünleri satın almaz… Örneğin; tek kullanımlık bardak sorunun çözmek için Starbucks şirketinde yeşil müşteri, , yeni kampanyasında ABD ve Kanada mağazalarında doğa dostu olan “yeniden kullanılabilir bardak” kullanarak çevreye katkı sağlıyor… Yeşil tasarıma konu olan gelişmelere bağlı olan uygulamalar sonucu ekolojik gelişmeye sonucu Eko-Gelişme kavramı öne çıkmıştır… Eko-Gelişme; çevreci olarak çevreyle uyumlu bir şekilde ekolojik bakımından sağlıklı kalkınma stratejisi ve uygulamalarıdır… Eko-Gelişme, çevre koşullarının ve kaynaklarının uygun ve ölçülü kullanılmasına özen gösterilerek yerel ve bölgesel kalkınmanın sağlanması… Bu bağlamda teknolojik yenilik yaparken, doğal ekosistemlerin ve sosyokültürel yapının bir bütün olarak uyumlu şekilde işlemesi önemli…

Yeşil Tasarım Felsefesi; Yaşam Dönemi Tasarımı, Çevreye Duyarlı Tasarım, Ekolojik Tasarım, Yeşil Mühendislik gibi birbirine benzeyen kavramlarla ifade edilmektedir… Bu kavramlar arasındaki bazı farkları Yeşil Tasarım bağlamında şu şekilde açıklayabiliriz… Yaşam Dönemi Tasarımı; hammaddelerin elde edilerek üretim süreçlerinden geçerek üretilerek ürün haline gelmesi, tüketilmesi ve bertaraf edilerek geri kazanılması aşamalarındaki üretim, taşıma, depolama ve diğer işlemlerin neden olduğu çevresel etkileri değerlendirilmesi öngören tasarım… Yaşam Dönemi Tasarımı; malzeme, kaynak, enerji, su ve madde girdileriyle birlikte üretim sürecinde açığa çıkan atık ve emisyonlar değerlendirilerek çevreye zararın sıfırlanması hedefler… Çevreye Duyarlı Tasarım; tasarım çalışmalarında çevreci bir yaklaşım odağından hareket ederek bütün tüm tedarik zinciri faaliyetlerini ile birlikte öncesi ve sonrasını kapsayan üretim ve dağıtım çalışmalarının planlamasını ve organizasyonu öngörür… Ekolojik Tasarım; çevreye duyarlı olarak öncelikle tüketim ürünlerinin ve endüstriyel süreçlerin tasarımlarıyla sürdürülebilirliği ve zararı sıfırlamayı hedefler… Bu bağlamda Ekolojik Tasarım, tüketilen bir ürünün ve sürecin tasarımında tüm yaşam dönemine göre maliyet, fayda, kalite ile birlikte ekolojik değerleri bütünleştiren kapsayıcı bir anlayışa dayanır… Yeşil Mühendislik;  çevreci bir yaklaşımla mühendislik uygulama süreçleriyle ortaya çıkan endüstriyel ürünlerin yaşam döngüsü boyunca tasarım, üretim, tüketim ve kullanım sonrası aşamalarının yönetimini öngörür… Yeşil Mühendislik önleyici bir yaklaşımla çevre sorunlarının ortaya çıkmadan yenilikçi bir yaklaşımla ürün, süreç veya sistem bileşimini değiştirerek, akılcı ve uygulanabilir çözümleri amaçlar… Bu bağlamda Yeşil Mühendislik; arazi kullanımı, kimyasal işlemler, fabrika organizasyonu,  şehir planlaması ve enerji kullanımı gibi geniş bir ölçekte ürünlerin, süreçlerin ve sistemlerin doğanın döngüsüne uygun olarak performanslarını geliştirmesini amaçlar…  Yeşil Tasarım Felsefesiyle ilgili kavramlar ürünün öncesi ve sonrasıyla birlikte tüm yaşam dönemini ve bu dönem içerisindeki çevresel etkileri ve etkileşimi doğayla ve ekosistemle bir bütün olarak ele almaktadır. Doğa ile mevcut üretim ve tüketim sistemi arasında karmaşık ve yoğun ilişkiler vardır… Bu ilişkilerin kapsamı genişleyerek tüm süreçlerdeki çıktılar, aynı zamanda geniş bir ekosistemde girdi olarak kullanılmakta… Başka bir sürecin çıktısı bir başka sürecin girdisi olabiliyor… Bu nedenle doğal kaynaklar kullanılarak üretilen ikincil ürünlerin, doğa tarafından tamamen metabolizması değiştirilerek orijinal sürece dâhil edilerek yeni bir ürün yaşam döngüsü geliştirmeyi sağlamaktır…  Örneğin; Yeşil Tasarımla; akıllı binalar yapabilmek mümkün… Akıllı binalar ekosistemle uyumlu bir yaşam döngüsü ile çevreci yaşanabilir bir şehir sunuyor… Bu binaların form ve yerleşimleri kompakt form toprağa gömülü ve doğru yönlenme ile çevreyle uyumlu… Aydınlatma sistemi;  gündüz doğal aydınlatma, tepe ışığı ve güneş tüpleri ile doğal ışık ve enerji ile oldukça ekonomik… Yalıtımı ise yüksek yalıtımlı yapı teknolojisi ile oldukça düşük ısı kullanımı ile çevreci… Akıllı bina aynı zamanda yeşil ev olarak alternatif taşıma, ışık kirliliği ve hafriyatı azaltma ile önemli tasarruflar sunuyor… Akıllı bina çevreci ve ekolojik olarak; su toplama havzaları geçirgen kaplamalar yağmur suyu depolama ile yağmur suyu kontrolü ile sürdürülebilirliğe önemli katkı sunuyor… Bu binalarda sulama gerektirmeyen peyzaj ile birlikte önemli su tasarrufu sağlanıyor… Yeşil binaların ısı yönetim sistemi gölge öğeleri, yansıtıcı çatılar, açık renk cephe ile ısı adalarından kaçınmayı sağlıyor… Yeşil Tasarımla yeşil ve akıllı binalar yaşanabilir bir şehir için her şeyin yeniden yeşil felsefeyle kurgulanmasını sağlıyor…

Yeşil Tasarım; ekoloji ve canlı yaşamına uygun olarak bir ürünün üretim süreçlerinden satış ve sonrası aşamadan geri dönüşümle birlikte sürdürülebilirliği öngören planlama ve uygulama çalışmalarıdır… Yeşil Tasarım, ürünün ortaya çıkmadan önce başlayan ve bütün yaşam dönemi için öngörülen çalışmalar… Yeşil Tasarım, her şeyden önce yeşil felsefi bakışa dayalı olarak yeşil düşünceyle başlar… Bu felsefi tasarım yeşilin;  çevreyi, doğayı ve canlılığı gösteren doğanın kendisini yenileyerek yaşamasını simgeleyen doğayı çalışmaların odağına alan yaklaşım… Doğa ve onu meydana getiren ekosistem olduğu sürece başta insan olmak üzere tüm canlılar yaşayabilir. Doğa yoksa hiçbir şey yok…! Bizim yaşamamız doğanın yaşamasına ve onu yaşaması da yeşil felsefesinin yaşamasına bağlı…! Doğada meydana gelen bir değişiklik geri dönülemez bir noktaya gidişi o da felaketi getirebilir… Oysa tarihimize baktığımız zaman insanların ormanları, ağaçları ve hayvanları korumak üzere önemli çabalarının olduğu görülür… Leylek vakfı, kuş vakfı, at vakfı, aç kurtları doyurma vakfı, su vakfı, bahçe vakfı, meyve vakfı, nefes vakfı, duvar ve çevre temizliği vakfı ve orman vakfı gibi… Yeşil Felsefe; her işin temelinde doğayı, canlı yaşamını,  tazeliği, dengeyi, uyumu, büyümeyi ve sürdürülebilirliği hedefleyen düşünce şeklidir. Yeşil felsefe, iyileştirmenin ve büyümenin işareti olarak güveni simgeler… Yeşil felsefe; yeşil tasarıma kaynaklık eden ürünün/hizmetin fikir olarak ortaya çıkma aşamasından üretilerek kullanılmasına ve sonrasında bertaraf edilerek geri kazanılması süreçleriyle ilgili tüm yaşam dönemine ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir olarak tasarımını öngörür. Bu bağlamda kirlilik önleme ve kaynakları korumayı ve çevreye olumsuz etkileri sıfırlayan çevreci bir tasarımdır… Yeşil Tasarımın temelinde Yeşil Felsefe yaklaşımı vardır.

Ekoloji Okuryazarlığı önemli…

Bu gelişmeler ışığında dünyada ekolojinin artan önemiyle birlikte öne yeşil tasarım öne çıkmıştır. Ekoloji okuryazarlığı (ecoliteracy); doğayı severek anlamaya çalışmak ve doğanın yaşamını sürdürebilmesi için sorunların çözümüne yönelik araştırma yaparak fikirler geliştirmek ve bu çerçevede davranış sergilemektir.  Ekoloji okuryazarlığı doğa yaşam döngüsüne saygı duyan bir anlayışla mevcut sanayileşme ve kentleşme sorunları sonucu ortaya çıkan çevre sorunlarına eleştirel bakarak çözüm bulmayı hedefler… Ekoloji okuryazarlığı doğayı severek ve onun yaşamına saygı duyarak araştırmacı, gözlemci ve sorgulayıcı yaklaşımla önleyici yaklaşımla uygulamaları öngörür. Bu bağlamda ekolojik okuryazar hayata dokunarak dünyayı keşfedebilmenin heyecanı ve mutluluğu ile doğa gezilerine meraklı olarak dünyayı keşfetmek ister… Bu amaçla dünyada her bölgenin kendine özgü farklı hayvan ve bitki türlerini keşfetmenin doyumsuz heyecanı ve mutluluğu ile serüvenin keyfini yaşamak ister… Ekoloji okuryazarlığı  ile doğaya karşı toplumsal duyarlılığın arttırılmasıyla birlikte yeşil tasarıma öncülük eder… Tüm bunlar bize daha yeşil bir çevrede yaşamanın verdiği heyecan ve mutluluk… Sakin… Sessiz… Ve huzurlu… Yeşil olarak yaşanabilir bir dünyada üretmenin yaşamanın zevki, keyfi, neşesi, hazzı ve coşkusu… Ve ortaya çıkan motivasyonla birlikte artan verimlilik ve kalite… Zaten önemli olan da yeşil bir çevrede bütün canlılarla uyumlu bir şekilde yaşayabilmek… Yaşanabilir ve yeşil bir dünyada işinizi keyifle yapabilmek… Çevreci bir anlayışla her gün yeni ve farklı bir şeyler yapabilmenin mutluluğunu ve hazzını yaşayabilmek…! Sevgiyle ve sağlıcakla kalın…

 

İçeriği faydalı buldunuz mu ?

İçeriği derecelendirmek için butonlardan birine basabilirsiniz.

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.